Anasayfa Bizden Haberler Kralların İçeceği Kakao ve Çikolatanın Öyküsü! Çekirdeği Kavurmak ve Sütle Karıştırmak Kimin Aklına Geldi?

Kralların İçeceği Kakao ve Çikolatanın Öyküsü! Çekirdeği Kavurmak ve Sütle Karıştırmak Kimin Aklına Geldi?

Kakao, yüzlerce hatta binlerce sene boyunca kralların, soyluların ve tanrıların içeceği olarak görülmüş. Fakat kakaonun tatlanması ve çikolataya dönüşmesi ancak Avrupa’ya geldikten sonra mümkün oldu. Bitter Çikolatacım olarak kaliteli kakao çekirdeklerinden ürettiğimiz el yapımı Callebaut çikolatalarıyla hayatınıza tat katmaya devam ediyoruz. Yazıya geçmeden önce siz de Bitter Çikolatacım’ın enfes ürünlerinden sipariş vermek için buraya tıklayabilirsiniz…

Çikolatalarınız hazırsa gelin ne oldu da dünyanın uzak bir köşesinde yetişen acı kakao çekirdekleri, bugün hayatımızın en güzel parçalarından biri olan çikolataya dönüştü, cevabını aramaya başlayalım.

Eski çağlardan beri bazı şeyler sadece zenginlere ve soylulara ait. Tütün, kahve, çay gibi tarım ürünleri bile bunlar arasındaydı. Halkın tütün, çay, kahve ve hatta kakaoya erişmesi bile uzun yıllar aldı. Fakat çikolata insan hayatında sadece birkaç yüzyıldır var. Fakat ham maddesi olan kakao biz eski dünyalılar için olmasa bile Aztek, Maya ve İnka uygarlıklarının binlerce yıl öncesinden beri tanıdığı bir ürün. O yıllarda kakao çekirdekleri kavrularak, sağlık ve kuvvet verdiğine inanılan acı bir içecek yapılırdı. Ancak yalnızca krallara ve soylulara ikram edilirdi.

Bugün bilim insanları klinik deneyler ve araştırmalar sonucunda kakao ve çikolatanın doğru işlendiği ve doğru miktarda tüketildiğinde ne denli faydalı bir gıda olduğunu biliyor. Ancak bu bilgi, Mezoamerika bölgesinde yaşayan yerlilerde de mevcuttu. Peki tam olarak ne oldu da sadece kralların ve soyluların içebildiği bu acı içecek, bugün market raflarını süsleyen ve dünyanın her yerinden insanın severek tükettiği bir tatlıya dönüştü? Gelin bu serüvene birlikte bakalım.

Çikolatanın İcadından Önce Kakao İçilirdi

Kakao ile ilgili bilinen en eski bulgular 2600 yıllık olduğu tahmin edilen bir çömleğe işlenmiş bir resimde bulundu. Ancak kakaonun tarihinin 4 bin yıl öncesine kadar uzandığı biliniyor. Binlerce yıl önce Mezoamerika’da yaşayan Olmek halkı kakao ağaçları ile iç içe yaşıyor fakat bu ağaçların meyvelerini yemiyorlardı.

Bugün yediğimiz domates, mısır, fasulye gibi pek çok gıdanın mucidi olan Maya Uygarlığı bir gün bir hayvanın kakao meyvesi yediğini gördü. Ve bu hayvanı mitolojik bir tanrı gibi algıladılar.

İşte kakao meyvesinin kavrularak içeceğe dönüştürülmesi bu şekilde başladı. Kakao tabii ki halkın içebildiği bir içecek değil, yalnızca krallar, soylular, ruhbanlar ve önemli misafirler için sunulan bir içecekti. Hatta kakao içeceğinin içerisinde acı biber ve mısır unu gibi şeyler eklenerek, insanlara cinsel güç ve fiziksel zindelik sağlayan bir iksire dönüşeceğine inanmışlardı. Tarihin ironik tarafı ise bunu bugünün bilimsel parametreleri tarafından da doğrulanıyor olması.

Kakao Eski Dünyaya Yelken Açıyor-Avrupa’nın Kakao ile Tanışması

Kakao çekirdeklerinden üretilen bu içecek 16. yüzyıla gelindiğinde yeni dünyanın davetsiz misafirleri İspanyol kâşifler: Kolomb ve Hernan Cortes kakao içeceğiyle tanışan ilk Avrupalılar oldu.

Kakaonun lezzeti karşısında şaşkına dönen bu kâşifler, yerlileri katledip, hazinelerini sandıklara yüklerken yanlarına kakao çekirdeklerini almayı da ihmal etmediler. Yelken açıp, okyanusu geçip eski dünyaya uzanan kakao, İber Yarımadası (İspanya)’da değişikliğe uğrayarak şekerle birlikte tüketilmeye başlandı.

Mayalar gibi İspanyol istilacılar da uzun süre boyunca bu içeceği sadece kendi kral ve aristokratlarına layık gördüler. Ancak bir evlilik tarihte bir şeyleri değiştirebilir. İspanya kralı, 3. Philip’in kızı Prenses Ann, Fransa Kralı 13. Louis ile evleneceği zaman çeyizinin içerisinde kakao çekirdeklerine de yer verdi. Ve bu olay Fransa’nın kakao ile tanışmasına neden oldu.

Yoksul Halk ve Kakaonun Tanışması

Fransa’ya Prenses Anne’nin çeyiz sandıklarının içinde gelen kakao çekirdekleri Fransız halkı tarafından çok beğenilince işler hızlandı. Tüm Avrupa kıtasında bilinir oldu. Avrupa’nın sömürge imparatorlukları kendi kolonilerinde kakao ağaçları dikmeye başladılar. Zaten bütün varlıkları çalınan hatta köle olarak kullanılan yerliler bir de kakao bahçelerinde zor şartlar altında çalıştırılmaya başlandı.

1847 yılına gelindiğinde J.S. Fry&Sons isimli bir İngiliz şirketi ilk defa katı çikolata üretmeyi başardı ve kakaonun içecek olarak görüldüğü dönemi sonlandırdı. Ardından çikolata bugün bildiğimiz haline gelene kadar evrim geçirmeye devam etti.

Osmanlı İmparatorluğunda Kakao ve Çikolata

Türklerin ve diğer Osmanlı tebaasının çikolata ya da kakao ile ne zaman, ne şekilde tanıştıkları bir muamma. Ancak biliyoruz ki Osmanlı topraklarında kakao bir içecek olarak yaygın şekilde tüketilmedi. Elimizdeki tarihi kaynaklardan en eskisi 1857 yılına ait. Bu tarihte yayınlanmış Journal de Constantinople isimli bir gazetede gördüğümüz ihtiyaç kalemleri listesinde çikolata da bulunuyor. Fiyatının çok fazla olduğu anlaşılan çikolatanın kendisine 1850’lerde temel ihtiyaçlar arasında yer bulması, Osmanlı’daki geçmişinin daha eskiye uzanabileceğini ispatlıyor.

İmparatorluk zamanında halk arasında İsviçre Çikolatası olarak bilinen sütlü çikolatalar yaygındı. Sanırım daha ucuz ve daha tatlı olduğu için tercih edilen sütlü çikolatalar halen daha popülerliğini koruyor. Siz de 4000 yıllık bu maceranın geldiği son noktayı bizzat tadarak görmek isterseniz Bitter Çikolatacım’dan sipariş verebilir ya da Adana’daki mağazamızı ziyaret edebilirsiniz.